İyi Hissetmek
26 Temmuz 2017
Doğum Sonrası Depresyon ve Annelik
Doğum Sonrası Depresyon ve Annelik
18 Ağustos 2017

“Hastalık Hastası” Olmak

Hastalık Hastası Olmak

Hastalık Hastası Olmak

Halk arasında “Hastalık hastası olmak” olarak adlandırılan Hastalık Kaygısı Bozukluğu (Hipokonriyazis) belirgin ya da ciddi bir hastalık olmadığı halde kişinin hasta olduğuna ilişkin endişeli olması ve zihnini sürekli hastalıklar ile meşgul etmesidir.

Hastalık Kaygısı yaşayan kişiler sıklıkla bedenlerini dinler, yolunda gitmeyen bir durum olup olmadığını incelerler. Hasta olacağına ilişkin endişeleri öyle yoğundur ki bir baş ağrısını beyin tümörü, bir kol ağrısı kalp krizi belirtisi olarak yorumlayabilirler. Var olan belirtileri büyütme ya da yanlış yorumlama hastalık kaygısını devam ettirici etkenlerden biridir.

Hastalık kaygısını devam ettiren bir başka etken ise kişilerin zamanının büyük bir bölümünü hastalık araştırmaları ile geçirmesidir. İnternet kullanımı birçok yanlış bilgiye ulaşmaya sebep olur ve hastalık araştırması yapan kişiler yanlış bilgilerden yola çıkarak kendilerine amatör bir doktor gibi tanı koyma peşinde olurlar. Buna ek olarak hastalık kaygısı yaşayan kişiler sık sık doktora gider ve belirtilerini, şikayetlerini uzmanlar ile paylaşırlar. Bu gibi durumlarda yanlış teşhis, yanlış ilaç kullanımı çok yaygındır. İnternet araştırmaları ve doktor ziyaretleri hastalık kaygısını tırmandıran sebeplerdir çünkü bu endişeleri yaşayan kişiler araştırma sonuçlarından ya da doktorların “Hiçbir şeyin yok.” söyleminden tatmin olmazlar. Sağlıklı bünyelere verilen değişik ilaç kombinasyonları ya da çok yakın aralıklar ile yaptırılan MR tetkikleri kişilerin sağlıklarını tehlikeye sokabilecek esas faktörlerdir. Kimi zaman ise bir hastalık teşhisi ile yüz yüze gelmekten kaçınan kişiler yoğun endişelerine rağmen hiç doktora gidemezler, endişeler sadece araştırma boyutunda kalır.

Hastalık kaygısına yakından baktığımızda sürekli bedensel belirtiler ile meşgul olmanın ya da bol bol endişelenmenin kişiyi hastalıktan koruduğu inancını görürüz. “Eğer kendimi dinler ve sık sık doktora gidersem muhtemel bir hastalığı engellemiş olurum.” düşüncesi sorgulanması gereken bir bakış açısıdır. Bu noktada tedbirli olmak ve takıntılı olmak arasındaki farka odaklanmak önemlidir. Tedbir almak ile bir düşünceyi takıntılı biçimde düşünmek ve zihni onunla meşgul etmek arasında bir ayrım yapmak gereklidir.  Günde 15 kere tansiyona bakmak bir tedbirden öte takıntılı bir davranış olarak değerlendirilir. Ya da ayda bir kan tahlili yaptırmak ancak bir doktorun isteği üzerine uygulanabilecek bir sağlık prosedürü olabilir.

Hasta olmak her insan için istenmeyen bir durumdur. Her birey sağlıklı olmayı tercih eder fakat hasta olmaktan bu denli endişelenmek için tam olarak neyin başınıza gelmesinden korktuğunuza odaklanmanız gerekir. Endişe geleceğe ilişkin kötü senaryolardan doğar. Hastalık kaygısı yaşıyorsanız kendinize bir endişelenme zamanı oluşturun. “En kötü senaryoda ne olmasından korkuyorum?” sorusunu kendinize sorun. Bu soruya verdiğiniz cevabı sorgulayın, olasılıkları gözden geçirin. En kötüye odaklanmak belki de hep düşünmekten kaçındığınız bölüm olabilir. Ayrıca kendinize ayırdığınız endişelenme zamanını günün belirli bir bölümüyle kısıtlı tutmak endişenizin günün her anına yayılmasını engelleyebilir.

Yazıda bahsedilen ipuçları her zaman sorununuzu aşmak için yeterli olmayabilir. Eğer endişeleriniz hayat kalitenizi düşürüyor, günlük hayatınızda sizi bir çok keyiften alıkoyuyor, görevlerinizi yerine getirmenizi engelliyorsa bir uzman psikolog ve/veya psikiyatra başvurmak için doğru zaman olabilir.

Sağlıklı ve keyifli günler dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir