kronik yorgunluk
Kronik Yorgunluk Nedir?
1 Kasım 2017
şiddetsiz iletişim
Kitap Önerisi: Şiddetsiz İletişim
7 Aralık 2017
kaygı

kaygı

Kaygı ya da diğer adıyla anksiyete belirli durumlar karşısında oluşan negatif düşüncelerimiz ile parallelik gösteren bir duygudur. Zorlu yaşam olaylarının üstesinden gelirken, stresli bir süreçten geçerken kaygı, korku kimi zaman panik duyguları bize eşlik edebilir. Özellikle gelecek ile ilgili olumsuz düşüncelerimiz daha baskın olduğu zamanlarda kaygı ortaya çıkar. “Bu işin üstesinden gelemeyeceğim.”, “Sınavım kötü geçecek.” “Yalnız kalacağım.”, “Başıma kötü bir şey gelecek.” ve bunun gibi geleceğe yönelik oluşturduğumuz çeşitli olumsuz düşünce kalıpları kaygı duygusunun tetikleyici düşünceleri olarak değerlendirilebilir.

Anksiyete, düşüncelerimizden beslendiği gibi bedenimizi de harekete geçirir. Bedenimiz kendi dilini kullanarak duyguduruma uygun tepkiler verir. Çarpıntı, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme, kaslarda gerginlik, nefes alış verişlerinde hızlanma, ellerde titreme gibi bedensel tepkileri kendimizde gözlemleyebiliriz. Bu belirtiler ortaya çıktığında doğal olarak huzursuz ve gergin olduğumuzu hissederiz. Bunlar kaygının tipik ve fark edilen taraflarıdır. Yalnız konu kaygı olunca şu alanlarda problem yaşayıp yaşamadığımızı değerlendirmek önemli olur:

1)Uyku Düzeni: kaygının normalin üstünde yaşandığı süreçlerde uyku kalitesi bozulur. Uykuya dalmada güçlük yaşanabilir ya da uyku esnasında nedensiz uyanmalar olabilir. Uyku süreci olması gerektiği şekilde tamamlanamadığında ise ertesi gün yorgunluk, dalgınlık, konsantrasyon güçlüğü, kas ağrılarını oluşabilir.

2) Ruh Halindeki Farklılıklar: kaygıyı yoğun yaşama ile kaygı duygusu ile baş edemeyip hissizleşmek, hissedememek arasında giden bir süreç ile karılaşılabilir. Bu bedenin yüksek düzeyde olumsuz duygu ile baş etmek için başvurduğu bir yöntemdir fakat yaşayan için rahatsız edici olabilir.

3)Zihinsel Süreçler: Uyku kalitesine bağlı olarak zihinsel süreçler etkilenir.  Ayrıca kaygının yüksek derecede yaşandığı süreçlerde genel olarak zihinsel bir yoğunluk hissedilir. Günlük yaşantıda yapılan işe odaklanmada zorluk, kendini işe verememe hali oluşabilir. Kaygı içerikli düşünceler ve kaygının kendisi zihinsel faaliyetlerimizi olumsuz etkileyebilmektedir.

4) Sindirim ve Boşaltım Sorunları: Her sindirim sorunu kaygı kökenli olmayacağı gibi kaygılı süreçlerde bedenin sindirimden sorumlu alanlarında sorunlar yaşanabilir. Kronik stres ve kaygıya bağlı olarak beden işlevsiz tepkiler verir mide salgılarında düzensizlik oluşur. Karın ağrısı, kramp, şişkinlik gibi sorunlar ile karşılaşılır. Kronikleşen süreçlerde gastrit, ülser gibi tanılar ortaya çıkabilir. Aynı şekilde boşaltım sistemi de kaygı ve stres karşısında işlevsiz tepkiler verebilir. Kabızlık, ishal gibi sorunlar yaşanabilir. Boşaltım ile ilgili belirtiler yoğun ataklar halinde olduğu durumlarda İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS) tanısından söz edilebilmektedir ve İBS’ nin kaygı ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

5) Ağrılar: Baş ağrısı en yaygın görülen ağrılardandır. Sıklıkla, ataklar halinde ya da belirli durumlar karşısında ortaya çıkan ve yaşamı zorlaştıran baş ağrıları anksiyete ile ilişkili olabilir. Bir başka ağrı ise çene ve dişlerde görülebilir. Kaygının yoğun olduğu süreçlerde kimi zaman uykuda ve/veya uyanıkken diş sıkma, gıcırdatma görülebilir. Genel kas ağrıları ise süregelen anksiyete karşısında görülebilen bir diğer ağrı çeşididir. Kol, sırt, omuz ve boyun kasları genellikle ağrıların yoğun olduğu bölgelerdir.

4)Genel Halsizlik: Bütün bedensel belirtilere eşlik eden genel bir bitkinlik hali oluşabilir. Kaygı vücudun mücadele ettiği yoğun bir duygudur ve bu mücadele yorucudur. Uyku düzensizliği, bedenin verdiği çeşitli tepkiler sonucu beden de yorulur ve halsizlik hali ortaya çıkar.

5) Terleme: Yoğun ve sık terlemenin bir çok fiziksel sebebi olabileceği gibi terleme anksiyete ile beraber de görülebilmektedir. Bir tehdit karşısında vücudumuzun verdiği fizyolojik tepkilerden biri olan terleme kronik kaygı yaşandığında düzensiz bir şekilde ortaya çıkabilmektedir.

Kaygı ile baş etmek kimi zaman zorlayıcı olabilir. Bedensel belirtileri dindirebilmek için bedenin uyarılmış halinin aksine sakin mod olan parasempatik sinir sisteminin devreye girebilmesi gerekir. Bunun için meditasyon, yoga, nefes egzersizleri, sakinleştirici ritm ve melodilerin dinlenmesi, keyifli doğa yürüyüşleri önerilebilir.

Kaygıyla mücadele ederken profesyonel bir desteğe ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu durumda bir ruh sağlığı uzmanı ile işbirliği yapmak en doğru seçim olacaktır.

Uzm. Klnk. Psk. İpek Örgüt

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir