Teknolojinin Çocuk Gelişimine Etkisi
Teknolojinin Çocuk Gelişimine Etkisi
20 Mayıs 2017
Çanakkale Psikoloji EMDR
Uzman Klinik Psikolog İpek Örgüt Kimdir?
2 Haziran 2017

Klostrofobi Nedir?

Klostrofobi; kapalı alanda kalma korkusu anlamına gelmektedir. Kapalı, dar, küçük , sıkışık ya da kilitli alanlarda kalmak klostrofobi yaşayan kişiler için oldukça zorlayıcı bir deneyimdir. Kimi zaman asansör, otobüs, kimi zaman tuvalette kilitli kalmış olmak ya da sinemada olmak böyle bir korkuyu tetikleyen alanlar olarak değerlendirilmektedir. Oradan çıkamama, orada kalmış olma, nefes alamayacak ve belki boğulacak olma düşünceleri o anda yaşanan korkuyu beslemektedir. O anlarda kalp çarpıntısı, el ayak titremesi, terleme, baş dönmesi, nefes darlığı yaşama sıklıkla görülen bedensel belirtilerdir. Bu deneyim tekrarlandıkça artık kapalı alanlara girmek bir problem halini alır ve otobüslerde kapı kenarında oturmak, asansöre binememek, otobüsten aniden inmek zorunda kalmak, kapıları kilitlememek gibi çözümler ile hayat kısıtlanmaya başlar. Günlük yaşam irili ufaklı bir çok engel ile dolmuştur artık keyifli olmak zorlaşır. Klostrofobi yaşayan kişiler bu durumu hayat kalitelerinin düştüğü şeklinde ifade edebilirler.

Klostrofobinin Sebepleri Nedir?

Klostrofobi kaygı bozuklukları arasında fobiler grubunda yer almaktadır. Bir fobi olarak kapalı alan korkusu geçmiş travmatik bir yaşantı ile başlamış olabilir. Kapalı bir alanda kalmak, orada problem yaşamış olmak, hayati bir tehlike atlatmak travmatik bir etki oluşturup ilerleyen dönemde klostrofobi olarak ortaya çıkabilmektedir. Farklı bir görüş ise korkunun modellenerek de öğrenilebildiğini söyler. Bu şu anlama gelir; ebeveynlerimizin korkuları ve korkuya verdiği tepkileri bizler tarafından gözlemlenir ve içselleştirilir. Korkularımızın temelini anlamaya çabalarken ebeveynlerimizin de korkuyla başa çıkma stratejilerini gözden geçirmek kendimizi anlamak için önemlidir. Kaygı, korku gibi duygularımızı işlemekten sorumlu olan beyin merkezi olan amigdala ile ilgili birçok araştırma yapılmış ve kaygı bozuklukları yaşayan kişilerin amigdala bölgesinin ortalamadan daha ufak olduğu gözlemlenmiştir. Bu sonuç beyin yapısı ile yaşanılan psikolojik sorun arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir.

Klostrofobide Psikolojik Destek

Günümüzde kapalı alan korkusunun üstesinden gelmek için klinik psikoloji alanında bir çok yaklaşım mevcuttur. Bilişsel Davranış Terapisi ve EMDR kullanılan yaklaşımlardandır. Psikiyatri hekimleri ise kaygı bozukluklarında ilaç tedavisini önerebilmektedir. Bunlara ek olarak klostrofobi yaşayan kişilerin zorlayıcı durumlar ile baş edebilmek için nefes ve gevşeme egzersizlerini kullanması günlük hayatta onları rahatlatabilecek alternatif başa çıkma yöntemlerindendir. Eğer yazıda geçen belirtileri yaşadığınızı ve bu durumun hayatınızı kısıtladığını düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir