Depresyon ile Tanışın
Depresyon ile Tanışın
13 Haziran 2017
özgüveni keşfedin
Özgüveni Keşfedin
12 Temmuz 2017

Öfke Nedir ve Öfke Kontrolü Nasıl Yapılır?

Öfke Nedir ve Öfke Kontrolü Nasıl Yapılır?

Öfke Nedir ve Öfke Kontrolü Nasıl Yapılır?

Öfke, her duygu gibi günlük hayatımızda yaşadığımız duygular arasında önemli bir yere sahiptir. Genelde fiziksel, psikolojik ihtiyaçlarımız karşılanmadığında ya da engellendiğinde yükseldiğini hissettiğimiz huzursuzluğu öfke olarak adlandırırız. Aslında bu noktada öfkenin ihtiyaçlarımızı gidermek için bir motivasyon kaynağı olduğunu söylemek mümkün. Yani istek ve ihtiyaçlarımıza ulaşmak için bizi tetikleyecek olan duygudur.

Günümüzde öfke ve öfke kontrolü üzerine oldukça konuşulmaktadır. Öfkenin yıkıcı etkileri bizi ve çevremizi memnuniyetsiz kılar. Dolayısıyla kontrol edilmesi gerektiği düşüncesi ile karşılaşırız, bu yönde eleştiriler alırız. Peki öfkenin esas hedefini anlamadan, öfkenin hayatımız üzerindeki anlamını değerlendirmeden öfkeyi kontrol etmek mümkün müdür?

Her duygu gibi öfkeyi anlamak, bizi neyden uzak ya da neye yakın tuttuğunu analiz edebilmek onu kontrol etmenin ilk basamağıdır. Öncelikle olay, düşünce, duygu ve davranış ayrımını yapmayı öğrenmek önemli. Düşünce ve duygularımızı ayırt etme konusunda amatör bir psikolog gibi iz sürmeyi öğrenebiliriz. Bunun için bir kağıda olay, düşünce, duygu, davranıştan oluşan dört kolonlu bir tablo çizmek pratik bir uygulama olacaktır.  Hayatımızda yaygın olarak hissettiğimiz öfke duygusu nerelerde tetikleniyor? Hangi insanlar, hangi ortamlar, hangi koşullar, hangi sözler bizim için öfkenin yükselmesinde etken? Bu ayrımı, öfkenin hangi olaylarda ortaya çıktığını anlamak için yapabilmeliyiz. Ardından olaya ilişkin yaptığımız yorumu yakalayabilmeliyiz. Bana sarf edilen sözün benim için anlamı nedir? Bu sorunun cevabı aslında öfkenin sebebi olan düşüncedir. Örneğin markette kasa sırasında sıranızı ihlal eden bir kişiye yönelik “beni ciddiye almıyor, bu bana yapılan bir saygısızlık.” düşünceleri geçiyorsa zihnimizden, öfkenin sebebi olan düşünceyi bulmuşuzdur.  Düşünceleri yakalamak için bir ipucu; haksızlık ve adaletsizlik öfkenin izini sürerken  önemsememiz gereken anahtar sözcüklerdir. Adalet alanında yaşadığımız haksızlık yorumlamalarımız ve bu haksızlığın bize yapılıyor oluşu yönündeki kişiselleştirmelerimiz öfkemizin ortaya çıkmasında kaynak olabilmektedir. Böyle durumlarda verdiğimiz tepkiler ise davranış kolonuna yazılacak olanlardır. Öfke bize neler yaptırıyor? Genellikle cevap fiziksel, sözel şiddet olabilirken bazen ortamı terk etmek, ağlamak da cevap olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu sebeple öfkenin sonucunda her zaman agresif bir tutumla karşılaşmak zorunda olduğumuz beklentisinde olmamalıyız. Bu bizim öfke duygumuzu ve hayatımızdaki yaygınlığını gözden kaçırmamıza sebep olabilir.

Düşüncelerimizi biraz daha ayrıntılı incelediğimizde sıklıkla yaptığımız düşünsel hataları yakalarız. Bunlardan biri “akıl okuma” dır. Öfkeli olduğumuzda karşımızdakinin art niyetli olduğuna, canımızı acıtma isteği içinde olduğuna inandırabiliriz kendimizi. Bu fikirler gerçek olabilmekle beraber genellikle öfkemizi dimdik ayakta tutmak için yaptığımız bir düşünce hatasıdır. Akıl okumanın yanı sıra “etiketleme” de bir diğer hatamız olarak karşımıza çıkar. “O bencil, gaddar, acımasız” gibi karşınızdakinin kötü biri olduğuna dair genel ve kalıcı sonuçlar çıkarırız. Öfkemizi yükselten ve oralarda sabit tutan bir diğer hata ise-meli, -malı ile biten genellemelerimizdir. “Kimse bana böyle davranamaz, davranmamalı.” Belki kendimize yönelik bu prensibimiz ile beraber yaşamaktan memnunuzdur ama hayatın kontrol edilemez taraflarında biri bize istemediğimiz şekilde davrandığında bu kuralımız kendimizi çıkmaza sokmamıza sebep olur.

Öfkemizin kaynağına ulaşırken öfkeye sebep olan düşüncelerimizi yakalamak ve analiz etmek, yapmakta olduğumuz yaygın düşünsel hataları belirleyip düzeltmeye çabalamak öfkeyi kontrol etmeyi beraberinde getirmektedir. Bir duyguyu kontrol etmenin onu baskılamak olmadığını anlamak çok değerlidir. Her duygumuzun bize anlatmaya çalıştıkları vardır. Onlara kulak vererek ihtiyaçlarımızı anlamaya yönelebiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir